Kulu Sağlık Grup Başkanı Dr.Hasan POYRAZ son günlerde artan Sıcaklıklar ve İyot Yetersizliği Hastalığı Haftası nedeniyle açıklamalarda bulundu. Dr.POYRAZ Artan Sıcaklıklarla alakalı olarak yaptığı açıklama ;
Yaklaşan sıcaklarla birlikte yaşlılar, kalp hastaları ,astım hastaları ve gebelerin özellikle daha dikkatli olmaları gerekmektedir. Ağır, hazmı güç gıdalar yerine meyve ve sebze yenilmeli.. Bol sıvı tüketilmelidir. Kıyafet seçimi de önemlidir. Açık renk ve pamuklu giysiler tercih edilmeli. Ayrıca öğle saatleri gibi günün sıcak saatlerinde mümkünse dışarı çıkmamalıdır.
Sıcak acilleri vücudun ısı merkezinde hasara yol açmaktadır.Bunlar içinde en önemlisinin sıcak çarpmasıdır.Sıcak çarpmalarında vücut ısısı tehlikeli olarak artmakta Isı düzenleyici mekanizmanın bozulması neticesinde vücut ısısı tehlikeli şekilde yükselmekte ve 40,6 dereceye kadar ulaşan ısı, beyin hücreleri ve kan damarları başta olmak üzere hücrelerde hasara sebep olmaktadır.
Sıcak carpmalarında ;
Sıcak çarpması sonucunda kişide zihin karışıklığı, (konfüzyon), huzursuzluk, taşkınlık (deliryum), koma, hızlı değişen nabız, hızlı solunum ve 40,6 derecenin üzerinde vücut ısısı gibi belirtiler baş gösterir.
Hastanın soluk yolunun açıklığı ve devamlılığı sağlanmalı ve oksijen verilmeli. Oksijen hastanın durumuna göre ayarlanabilirse de, yüksek yoğunlukta ve geri dönüşsüz maske ile verilmesi uygundur.
Hasta serin ve gölgelik bir ortama alınır. Üzerindeki elbiseler çıkartılır. Başı yükseltilir. Bilinci kapalı ise yan yatar pozisyon verilir.
Hasta acilen ve hızla soğutulur. Bunun için iki soğutma yöntemi birden kullanılır.
Hastanın vücudu ılık musluk suyu ile silinir veya bu suda ıslatılmış havlu ya da çarşafla sarılır. Varsa vantilatör veya ambulansa alınmışsa havalandırma çalıştırılır, ya da kapı pencere açılarak cereyan yaptırılır.
Kısa aralıklarla hastanın rektal ateşine bakılır.
Vücut ısısı 39° C dereceye düştüğünde soğutma işlemlerinden birine hemen son verilir ve ateş düşene kadar sadece bir soğutma işlemi uygulanır. Vücut ısısını birden bire 37° C ye düşürürseniz, ısı düzenleme mekanizmalarını bozar ve ölüme sebep olabilirsiniz. Elimizde buz paketleri varsa, hastanın koltuk altlarına, kasıklarına, boynuna ve başına küçük havlulara sardıktan sonra konabilir.
Sağlık Grup Başkanı Dr.Hasan POYRAZ İyot Yetersizliği Hastalıkları Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada ise ;
İyot yetersizliği hastalıkları insan gelişimini olumsuz etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunudur. En yıkıcı etkilerini ise; erken gebelik döneminde beyin ve merkezi sinir sisteminin gelişimini bozarak, özellikle okul çağındaki çocuklarda geri dönüşü mümkün olmayan öğrenme yeteneğinde azalmayla göstermektedir.
İyot, insan vücudunda çok az miktarda bulunan, normal büyüme ve gelişme için gerekli bir elementtir. Günlük alınması gereken miktar bir toplu iğne başı kadar azdır.
İyot; Vücudumuzda başta beyin olmak üzere hemen tüm organların düzenli çalışmasında, büyüme ve gelişmenin tam olmasında, vücudun ısı ve enerjisinin devamı için gerekli olan hormonların yapımında kullanılmaktadır.
İyot yetersizliği;
Anne karnında ve bebeklikte; Düşük, ölü doğum, bebek ölümünde artma, zeka geriliği, sağırlık, cücelik
Çocuk ve gençlikte; Guatr, büyüme geriliği, zihnin yeterli çalışmaması, öğrenmede güçlük, okul başarısızlığı
Yetişkinlerde; Guatr, tiroid bezinin çalışmaması, zihnin yeterli çalışmaması, güçsüzlük gibi çeşitli hastalıklara yol açar.
İyot eksikliği dünyada korunabilir zeka geriliğinin sık nedenlerinden biridir ve iyottan yetersiz beslenen çocuklar akranlarına göre 13,5 puan zeka kaybına uğrarlar. Bu nedenle “İyotlu Tuz, Akıllı Tuz” doğru bir tanımlamadır.
İyot vücudumuza besinler, su ve deniz ürünlerinin tüketimi ile alınır. Ancak besinlerde ve içme suyunda yeterli iyot bulunmuyorsa o zaman vücudun ihtiyacı olan iyot alınamaz.
Ülkemizde de besinler ve içme suyuyla yeterli iyot alınamamakta, çocuklarımız ve yetişkinlerimiz iyot yetersizliği ve ona bağlı sorunlardan etkilenmektedir.
İyot yetersizliği hastalıklarını önlemek için alınacak başlıca önlem bireylerin iyot alımını artırmaktır. Bu nedenle Ülkemizde sofralık tuzlar iyottan zenginleştirilmiştir.
Toplumun iyotlu tuz kullanımı ve saklama koşulları hakkında bilinçlendirilmesi amacıyla 2005 yılından itibaren Haziran ayının ilk haftası Sağlık Bakanlığı tarafından “İyot Yetersizliği Hastalıkları Haftası” olarak belirlenmiştir.
Tuzdaki iyot ısı, ışık ve nemden olumsuz etkilenir. Bunu önlemek için iyotlu tuz renkli, kapaklı bir kapta veya dolap içinde ışık almayacak şekilde saklanmalı, saklandığı yer kuru olmalı, tuz içinde bulunan iyodun yemek pişerken kaybolmaması için yemek ateşten indirilirken konulmalı veya sofrada yerken ilave edilmelidir.
Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması - 2008 sonuçlarına göre Ülkemizde iyotlu tuz kullanım oranı %85.3 dür. İyotlu tuz kullanımı açısından yerleşim yerleri arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Kırsal yerleşim yerlerindeki hane halklarının iyotlu tuz kullanım oranı %71.5 iken kentsel yerleşim yerlerinde oran %89.9’dur.
Bu nedenle özellikle kırsalda olmak üzere, toplumun bilinçlendirilerek iyotlu tuz kullanımının artırılması, tuzun uygun koşullarda saklanması ve kullanılması konusunda eğitim çalışmalarımız kesintisiz devam etmektedir.
Halkımızın iyotlu tuz kullanımı ile birlikte doğru saklama ve kullanma koşulları konusunda duyarlı olmalarını bekliyoruz.